Showing posts with label Holy Quran. Show all posts
Showing posts with label Holy Quran. Show all posts

Sunday, February 02, 2020

Koronavirüs nedir: Çin'de ortaya çıkan yeni virüs (corona virüs) hakkında neler biliniyor?

Çin'in Vuhan kentinde yeni bir tür virüs ortaya çıktı. Virüse yakalananlarda akut solunum yolu enfeksiyonu görülüyor. Birkaç hafta içerisinde hızla yayılan virüse, Çin'in dışındaki ülkelerde de rastlanmaya başlandı. Ölü sayısı da hızla yükseliyor.

İlk kez Aralık ayında görülen ve '2019-nCoV' olarak adlandırılan virüs, koronavirüs ya da corona virüsü adıyla biliniyor.

Virüs nedeniyle ölenlerin sayısı da 31 Ocak itibariyle 213'e çıkmış durumda. Vaka sayısının da 10 bine yaklaştığı belirtiliyor.

SARS virüsü sonucu dünya çapında 800 kişi hayatını kaybetmişti.

Virüs şimdiye kadar, Çin dahil toplam en az 23 ülkede görüldü. Virüsün Çin'in doğu bölgelerinin yanı sıra Japonya, Tayland, Güney Kore, ABD, Singapur, Vietnam, Almanya, Fransa, İtalya ve Tayvan'a da yayıldığı biliniyor.

Virüsün ortaya çıktığı Vuhan'da alınan karantina önlemleri kapsamında yaklaşık 50 milyon kişinin seyahat etmesine izin verilmiyor.

Zatürre belirtilerine yol açan virüs, dünya çapında sağlık uzmanlarını alarma geçirdi.

Peki henüz bir tedavisi olmayan yeni koronavirüs tipi kısa zamanda ortada kaybolan geçici bir salgın mı yoksa çok daha tehlikeli bir hastalığın ilk işaretleri mi?

Çin'de ortaya çıkan virüsün özellikleri neler?
Hastalardan alınan örneklerin laboratuvarlarda test edilmesi sonucu Çinli yetkililer ve Dünya Sağlık Örgütü, enfeksiyonun koronavirüs (corona virus) olduğu sonucuna vardı.

Koronavirüsler, büyük bir virüs ailesinin bir alt türü. Ancak yeni virüs dahil sadece yedisi insanlara bulaşabiliyor.

Bir koronavirüsün yol açtığı şiddetli akut solunum yolu sendromu (SARS), Çin'de 2002 yılında salgından etkilenen 8 bin 98 kişiden 774'ünün ölümüne yol açtı.

Doktor Josie Golding, "SARS'ın hatıraları hâlâ taze, korkunun çok büyük olmasının nedenlerinden biri bu, ancak bu tür hastalıklarla mücadele etmek için artık çok daha hazırlıklıyız" diyor.

Yeni virüsün de SARS gibi insandan insana bulaşabildiği teyit edilmiş durumda.

Virüse yakalananlarda hangi belirtilere rastlanıyor?
Virüse yakalananlarda önce yüksek ateş başlıyor. Ardından kuru öksürük şikayetleri gözleniyor. Bir haftanın sonunda ise nefes darlığı sorunları ortaya çıkıyor.

Çin'de bazı hastaların hastanede uzun süreli tedavi altına alınması gerekmişti.

Ancak şu an eldeki bilgiler sadece hastaneye kaldırılan ağır hastaların yaşadıklarıyla sınırlı. Virüse yakalanıp daha hafif bir şekide atlatan olup olmadığı konusunda detaylı bir bilgi henüz yok.

Koronavirüsler orta derece soğuk algınlığından ölüme varacak semptomlara yol açabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Perşembe günü yeni koronavirüs hakkında "uluslararası kamu sağlığı acil durumu" ilan etti.

İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan basın toplantısında DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, küresel ölçekte acil durum ilan edilmesinin nedeninin "Çin'de değil, diğer ülkelerde yaşananlar" olduğunu söyledi ve asıl endişenin virüsün sağlık sistemleri zayıf ülkelere yayılması olduğunu belirtti



Ne kadar ölümcül?

Aralık ayında ortaya çıktığı sanılan virüs, şu ana kadar 170 kişinin ölümüne neden oldu. Yani virüse yakalandığı tespit edilenlerin yüzde 2,2'si hayatını kaybetti.

SARS salgınında hastalığa yakalananların yüzde 9'u hayatlarını kaybetmişti.

Ancak virüsün bulaşmasıyla başlayan hastalık sürecinin görece uzun olduğu ve ölü sayısının ilerleyen günlerde artabileceği uyarıları yapılıyor.

Henüz salgının boyutları da tam olarak bilinmediği için bu yeni virüsün yol açabileceği ölümlere dair bir tahmin yürütmek zorlaşıyor.

Virüsün kaynağı ne?
Hastalığın, Çin'in 11 milyon nüfuslu kenti Vuhan'daki Huanan deniz ürünleri pazarından kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Çinli yetkililer Hubei bölgesinde toplam 50 milyon kişinin yaşadığı kentlere seyahat kısıtlaması uyguluyor. Vuhan şehri karantinaya alınmış durumda.

Çin genelinde yüz maskesi kullanmak zorunlu hale getirildi, Çin'e bağlı yarı özerk Hong Kong yönetimi de bir dizi önlem açıkladı ve iki ülke arasındaki geçişleri sınırladı.

Uluslararası pek çok havayolu da Çin'e uçuşlarını askıya aldı.

Neden Çin?
Profesör Woolhouse, nüfusun çokluğu ve yoğunluğu ile virüsleri taşıyan hayvanlarla insanların yakın temasının neden olduğunu söylüyor:

"Yeni salgının Çin'de ya da dünyanın bu bölgesinde olmasına kimse şaşırmadı."

Salgının ortaya çıkmasının ardından Wuhan'daki Huanan balık pazarı kapatıldı.
Hangi hayvandan kaynaklanıyor?
Koronavirüsler, önce hayvandan insana bulaşıyor. Ancak virüsleri kitlesel bir salgın tehdidi haline getiren, mutasyona uğrayıp insandan insana bulaşmaya başlamaları.

2019-nCoV virüsünün ilk olarak Vuhan'daki Huanan balık pazarında ortaya çıkmış olabileceği üzerinde duruluyor.

Bazı deniz canlıları koronavirüs taşıyor olabilseler de, pazarda tavuk, yarasa, tavşan, yılan gibi başka hayvanlar da bulunuyor ve bunlardan birinin virüsün kaynağı olması çok daha mümkün görünüyor.

Virüsün kaynaklandığı belirlendiğinde, sorunla baş etmek çok daha kolay olacak.

2003 yılında 800'e yakın kişinin hayatını kaybetmesine neden olan SARS virüsünün yarasalardan yayıldığı düşünülüyordu.

Çinli yetkililer, Vuhan havalimanında uçuşları geçici süreyle askıya aldı.
İnsandan insana nasıl bulaşıyor?
Başta virüsün sadece hayvandan insana bulaşabildiği açıklanmıştı. Ancak daha sonra virüsün, insandan insana da bulaştığı anlaşıldı.

SARS, insandan insana çok kolay bulaşabiliyordu. Virüse yakalanmış bir kişinin kalabalık bir ortamda öksürmesi dahi SARS'ın yayılması için yeterli olabiliyordu.

MERS ise insandan insana daha zor bulaşan bir koronavirüstü.

Yeni virüs solunum yollarını etkiliyor. O nedenle öksürük ve temas yoluyla bulaşıyor olması yüksek bir ihtimal olarak görülüyor.



Çin, virüse yakalananların belirti göstermeye başlamadan hastalığı bulaştırabildiğini açıklamıştı.

Çin hükümeti halktan kalabalık yerlerde maske takmalarını istiyor.
Ne kadar hızlı yayılıyor?

Vakaların sayısı hızla 40'tan 7711'e yükselmiş gibi gözükebilir.

Ancak Çinli yetkililerin testleri yoğunlaştırmasıyla birlikte zaten virüse yakalanmış olan birçok kişi tespit edildi ve bu da virüse yakalan kişi sayısının hızlı biçimde yükselmesine yol açtı.

Salgının ne kadar hızlı yayıldığı konusunda henüz net bir bilgi bulunmuyor.

Virüs mutasyona uğrayabilir mi?
Evet virüsün mutasyon geçirmesi olasılıklar dahilinde. Ancak bunun salgın açısından ne anlama geleceğini söylemek zor.

Mutasyon sonucu insandan insana bulaşma ihtimali artabilir ya da virüse yakalananların yaşadığı semptomlar ağırlaşabilir.

Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık uzmanlarının yakından takip edeceği bir konu da ilerleyen günlerde ve haftalarda virüsün mutasyon geçirip geçirmediği olacak.

Son 10 gün içerisinde virüsün insandan insana bulaşma hızının arttığı belirtildi. Bu durumun bir mutasyon sonucu olup olmadığı ise bilinmiyor.

Salgın nasıl durdurulabilir?
Şu an için 2019-nCoV virüsüne karşı bir aşı bulunmuyor. Aşının geliştirilmesi ise en az bir yılı bulabilir.

Eldeki tek seçenek, virüse yakalanmış kişileri tespit edip karantinaya almak.

Hastalarla temas halinde olan kişilerin izlenmesi ve sağlık durumlarının kontrol altında tutulması da uygulanan yöntemler arasında.

Salgını önlemek için seyahat sınırlamaları seçeneği de yürürlüğe konmuş durumda.

Çinli yetkililer yeni virüsün genetik kodunu hızla açığa çıkardı. Bu bilgi, virüsün nereden geldiğini, yayıldıkça ne gibi değişimlere uğradığını ve insanların korunması için ne gibi adımlar atması gerektiğini anlamaya yardımcı oldu.

San Diego'daki Inovio adlı laboratuvarda çalışan bilim insanları yeni virüse karşı aşı geliştirebilmek için yeni tür bir DNA teknolojisi kullanıyor. Şimdilik adı "INO-4800". İnsanlar üzerinde deneme planlarına yaz başında başlayacaklar.

Bilim insanları koronavirüse karşı aşı geliştirmek için zamanla yarışıyor
Inovio, insanlar üzerinde yapılacak denemelerin başarılı olması durumunda daha geniş çaplı denemeler yapılabileceğini, "yılsonuna kadar Çin'deki salgında kullanılabileceğini" söylüyor.

O zamana kadar salgının sona erip ermeyeceğini tahmin etmek imkânsız. Ama Inovio'nun zamanlaması planlar doğrultusunda ilerlerse şirket, yeni aşının bir salgın durumunda en hızlı geliştirilmiş aşı olacağını söylüyor.

Saturday, May 26, 2018

Kutsal Kase (Valensiya Kasesi) Efsanesi Nedir

Kutsal Kase efsanesi Batı Hıristiyanlığında en uzun soluklu efsanelerden biridir. Efsaneye göre Kutsal Kase, Hz. İsa’nın Yahudi ve Romalıların oluşturduğu askeri bir güç tarafından yakalanıp çarmıha gerilerek idam edilmesinden önce Havarileri ile yediği son akşam yemeğinde kullandığı ya da çarmıh esnasında Arimatea’lı Yusuf’un İsa’dan akan kanı doldurduğu ya da her ikisini de kapsayan yani hem İsa’nın son akşam yemeğinde şarap içtiği hem de kanının doldurulduğu kasedir. İsa’nın kanının içinde bulunduğuna inanılan bu Kase efsaneye göre Arimatea’lı Yusuf tarafından asırlardır saklandığı İngiltere’ye götürülmüş ve etrafı boş arazilerle çevrili gizemli bir manastırda iyileşmeyen bir yaradan dolayı acı ve ıstırap çeken gizemli bir kral tarafından korunmaktadır. Bu Kasenin bulunması Kral Arthur’un savaşlarının temel ilgi alanı olmuştur.



Kutsal Kase efsanesi ile ilgili ilk bilgiler Chretien de Troyes’in The Conte del Graal (Kase Efsanesi) adlı romanında bulunmaktadır. Bu romanın ardından 60 yıl içinde (1180-1240) bu efsaneyle ilgili çoğu Fransızca olmak üzere çeşitli Batı dillerinde pek çok roman kaleme alınmıştır. Bu romanlar efsaneyle ilgili aşağı yukarı aynı bilgileri ihtiva etmekteydi. Temelde bunlar ya Kutsal Kase’nin ortaya çıkarılması serüveni ve bu süreçte yaşanan olaylar ya da bizzat Kutsal Kase’nin tarihi ile ilgili bilgiler ihtiva etmektedir.

Kutsal Kase efsanesi 1240’lardan 1800’lü yılların başlarına kadar pek fazla gündemi meşgul etmemiştir. Ancak 19. yüzyılda orta-çağ tarihi ve efsaneleriyle ilgilenen batılı araştırmacılar sayesinde bu efsane tekrar başta romancılar olmak üzere tarihçi ve mitolojiyle ilgilenen araştırmacıların dikkatini çekmeye başlamıştır. Günümüzde ise Dan Brown’un yaklaşık iki yıldır en çok satan romanlar listesinin başında yer alan Da Vinci Şifresi adlı romanı ve Tapınak Şövalyeleri ile ilgili yazılan kitaplarla gündeme taşınan Kutsal Kase efsanesi son günlerde İngiliz şifre uzmanlarının, Staffordshire bölgesindeki küçük bir anıtın üzerinde bulunan esrarengiz yazıttan yola çıkarak İsa’nın ‘Kutsal Kase’sinin yerini belirledikleri ve bu yerinde ülkemiz sınırları içinde olduğunu iddialarıyla yeniden medyanın ilgi konusu olmaya başlamıştır. İşte biz de bu yazımızda bir Dinler Tarihi araştırmacısı olarak Kutsal Kase’nin gerçekte ne olduğu ve bunun ülkemiz sınırları içinde olup olamayacağını kısaca irdelemek istiyoruz.

KUTSAL KASE





Bu bağlamda ilk önce Kutsal Kase’nin mahiyeti ile ilgili yukarıda anlattığımız efsanenin bir an doğru olduğunu yani Kasenin İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı ve çarmıha gerilişi esnasında akan kanının içinde bulunduğu Kase olduğunu varsayalım. Kutsal Kase’nin tarih boyunca çeşitli efsanelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara sebebiyet verdiği gerçeğinden hareketle onun basitçe sadece İsa’nın kullandığı ya da kanının içinde bulunduğu bir kadeh olmasının mantıklı olmadığını düşünüyoruz.

Bu nedenle Da Vinci Şifresinde ifade edildiği üzere Kutsal Kase’nin bir kadeh değil, İsa’nın neslini rahminde taşıyan Mecdelli Meryem’in rahmi olduğunu düşünüyoruz. Çünkü başta Roma Katolik Kilisesi ve diğer Hıristiyan Kiliselerinin iddiasının aksine Hz. İsa, Mecdelli Meryem ile evliydi ve muhtemelen bu evlilikten çocuğu vardı. Çünkü İsa’nın bekar olması mümkün değildi. Çünkü o bir Yahudi idi ve dönemindeki Yahudi geleneğine göre evlilik çağına gelmiş bir Yahudi’nin bekar kalması yasaktı. Eğer İsa, bu geleneğe aykırı davranarak evlenmemiş olsaydı İnciller mutlaka bundan bahseder ve normal olmayan bu bekarlığın açıklamasını yaparlardı. [1]

ANTAKYA KASESİ



Nitekim Kutsal Kase ilgili anlatılan bazı efsanelerde İsa, yakalanıp öldürüleceğini anlayınca kendinden sonra öğretisini devam ettirmek için eşi ve neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem’i seçmiş ve ona gerekli talimatları vermişti. Ancak Petrus, bir kadının arkasında ikinci sırada kalmak istemediği için cinsiyet ayırımcılığı yapmış ve Mecdelli Meryem’in İsa ile evli olmadığını, onun gerçekte bir fahişe olduğu tezini yayarak İsa’nın kilisesini kurmak için onu değil kendisini seçtiğini iddia etmiştir. Bunun üzerine Mecdelli Meryem çocuğunu da beraberine alarak Fransa’nın Gaul bölgesine göçmüş ve orada Merovenj sülalesinin kurucusu olmuştur. Dolayısıyla bu efsaneye göre Kutsal Kase, aslında İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı ya da çarmıh esnasında kanının doldurulduğu kadehi değil, Mecdelli Meryem’i yani İsa’nın soylu neslini taşıyan kadını sembolize etmektedir.

GENOVA KASESİ



Eğer Kutsal Kase, İsa’nın soylu neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem’in rahmini temsil eden bir sembol ise o zaman bu sembol Hıristiyanlık tarihinde niçin hep bir sır olarak kalmaya devam etmiştir? Kanaatimizce bu sorunun yanıtını günümüz Hıristiyanlığının mimarı olan Pavlus’un teolojisinde ve Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğunun resmi dini olarak kabul edildiği 4. yüzyıldan itibaren yaşanan gelişmelerde aramak gerekir. Burada konumuz bu olmadığı için bu gelişmelerin detayına girmeden sadece şu noktanın altını çizmek istiyoruz.

NANENTOS KASESİ



Kutsal Kase’nin aslında İsa’nın soylu neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem olduğu sırrı, Kilisenin ilan ettiği ilahın aslında ölümlü nesiller dünyaya getirdiğinin fiziksel ispatı oluyordu. Bu da İsa’nın aslında Kilisenin iddia ettiği gibi Kutsal Teslisin ikinci şahsı olan Oğlu Tanrı değil, bir beşer olduğunu kanıtlamaktadır. İsa’nın evli ve çocuk sahibi olması Kilisenin varlığını da sona erdiriyordu. Çünkü Kilise (Roma Katolik Kilisesi) Petrus’a nispetle kurulmuş ve kendini onun halefi olarak görmektedir. İsa’nın neslini sürdürecek çocuğunun olması durumunda onun öğretisini ona kan bağıyla bağlı olanların sürdürmesi söz konusu olacağı için bu durum kendini Tanrının krallığına girmenin ve dolayısıyla da kurtuluşa ermenin yegane yolu olarak gören Kilisenin varlığını tehlikeye sokacaktı. İşte bu tehlikeden dolayı başta Roma Katolik Kilisesi olmak üzere diğer Hıristiyan Kiliseleri devamlı surette Kutsal Kase’nin basitçe İsa’nın kullandığı ve içinde kanının olduğu bir kadeh olduğunu ileri sürerek İsa’nın aslında bir beşer olduğu gerçeğini ima edecek en önemli delili karartmak istemişlerdir.

Kutsal Kase’nin aslında İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı ve içinde kanı olan bir kadeh değil, onun aslında Mecdelli Meryem ile evli olduğu ve bu evlilikten de çocuğu olduğu gerçeğini temsil eden bir sembol olduğu noktasından hareketle kutsal kasenin bir define ya da hazine değil, ancak onlardan çok daha değerli bir gizli bilgi olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle kasenin peşinde olan define avcılarına bu kasenin kendilerine milyonarca dolar kazandıracak bir antika kadeh değil, Hıristiyanlığın yapı taşı olan İsa’nın aslında Kutsal Teslisin ikinci şahsı olan Oğlu Tanrı değil, bir beşer olduğunu ispat eden bir kanıt olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Dipnotlar
[1] İsa’nın evli olup olmadığıyla ilgili bknz., Mahmut Aydın, “Tanrının Oğlu İsa Evliymiş”, Virgül: Aylık Kitap ve Eleştiri Dergisi, 71, Mart 2004, ss. 49-61.

Süfyani 2019'da Çıkma (Zuhur) İhtimali

Süfyani’nin kimliği ile ilgili İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur; O Ebu Süfyan’ın neslindendir.

Üç Ayların Başlangıcı - 08 Mart 2019 Cuma - 1 Receb 1440

SEÇİMLERİN ÖNE ALINMASIYLA BU SÜREÇ BAŞLAMIŞ OLDU

Süfyani Hükümdarlıgı 15 Ay Sürer Buyurur Hadis-i Şeriflerde 15 Ay 2020 Haziran Ayına Tekabul Eder EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR

Süfyani, Recep Ayı’nda,görünür ve 6 ay içinde suriyeyi işkal eder ve tahta oturur, ancak tahta 9 aydan fazla oturamayacak zira tahta oturur oturmaz yamani (a.s) Ayaklanır ve onu 9 ay sonra tamamen yok eder. Bunu da İmam Sadık (a.s)’dan öğreniyoruz: Süfyani’nin ve Hz yamaninin ayaklanması, bir senede olacak.[1] Ve tekrar başka bir hadisinde de, Süfyani Recep Ayı’nda çıkacak diye buyurur.[2] Çıkışları bir sene olacak ancak zuhurları farklı dır, Süfyani’nin çıkışının ardından, en fazla 9 ay sonrasında, Hz Mehdi zuhur edecek demektir. Ve ayriyeten, başka hadislerde de, Süfyani ayaklandıktan 6 ay sonra Yamani (a.s) çıkacak diye söylenmiştir.

Süfyani saldırısını şamdan başlayacak(Suriye) ve bu konuda bir çok hadiste geçmiştir Hz ali (a.s) bu konu ile ilgili şöyle buyurmuştur Şamdan üç bayrak çıkacak birincisi Ashab, ikincisi abkağ ve üçüncüsü Sufyani dır[3]

İmam Bakır a.s bir rivayetinde şöyle buyurdu: Ey Caber, Şam’da (Suriye) bir fitne çıkacak ki, bu fitneden kurtulma yolları aranacak. Ancak Kaim(Hz Mehdi a.s) gelene kadar asla bulamayacaklar. Gaybet-i Numani s 327

İmam Ali a.s buyurur: Batı ülkeleri Şam’a saldırdığında, büyük ve korkutucu bir savaş çıkararak, Şam’ı işgal edecekler. O zaman kuru bölgede Süfyani’nin çıkışını bekleyin. Gaybet-i Şeyh Tusi Sayfa 461

Kaynak:

[1] ..Numani gaybet,S 376
[2] . Şeyh seduk C 2 S 558
[3] .. Ali kurani moğcemol ahadis emam mehdi C3 s81


Saturday, February 24, 2018

Bekir Hazar Guta ve Hz.Mehdi Zuhuru

Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî Hazretleri’nin hazırladığı Ramuz el-Ehadis isimli hadis mecmuasından alınan, Şam (Suriye) ile ilgili hadisi şerifleri derlerdik.

Derlediğimiz hadislerden Şam’ın (Suriye) İslam Dünyası açısından son derece önemli olduğu ve kıyamet ile ilgili olayların önemli bir bölümünün burada meydana geleceği görülmektedir.

Ramuz el-Ehadis'te Geçen Suriye (Şam) İle İlgili Hadisler:

Ne mutlu Şam'a. Zira Allah-u Zülcelâl Hazretlerinin melekleri Şam üzerine Kanatlarını germiş bulunur. Ravi: Hz Zeyd İbn-i Sabit (R.A.)

Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teâlâ Şam cihetinden "Mevâlî" kabilesinden bir gurubu gönderir ki onlar Arab'ın en iyi ata binenleri ve silâhlı olanlarıdır. Allah, onlar sebebiyle bu dini kuvvetlendirir. Ravi: Hz. Ebu Hüreyre (R.A.)

İnsanlar için üç temerküz noktası vardır: Antakya Amik'inde olan Melhame-i Kübra’da toplanma merkezi Şam olur. Deccal vakasında merkezleri Kudüs, Ye'cüc hadisesinde Tûr-u Sina. Ravi: Hz. Hüseyin (R.A.)

Zira orası Melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir. Onun karargâhı da "Guta" denilen yer olacaktır. Ravi: Sahabelerin bazılarından

Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde "Guta" denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. Ravi: Hz. Ebud Derda (R.A.)

Şam ehli helak olduğunda, ümmetimde hayır kalmaz. Bununla beraber Deccal ile savaş oluncaya kadar ümmetimden bir taifenin "hak üzere" galip olması devam edecektir. Ravi: Hz. Muaviye İbn-i Kurre (R.A.)

Allah (cc) bu ümmeti yarım günden öteye geri bırakmaz, Şam bir adamın ve Ehl-i Beytinin sofrasını görmedikçe. Şam o adamın sofrasını gördüğünde Konstantiniyye feth olunur. Ravi: Hz. Ebu Salebe (R.A.)

Yakında Hadramut'tan veya Hadramut denizinden bir ateş çıkacak ve kıyametten evvel insanları toplayacak.

Dediler ki: "Ya Resûlullah, bize ne emredersin?"

Buyurdu ki: "Siz Şam'a gitmeye bakın. Ravi: Hz. İbn-i Ömer (R.A.)

Ebdallar Şam ehlindendir. Onların sayesinde yardım görülür. Ve onlar sayesinde rızıklanılır. Ravi: Hz. Avf İbn-i Malik (R.A.)

Şam ehli Allah'ın yeryüzündeki kamçısıdır. Kullarından dilediğinden onlar vasıtası ile intikam alır. Onların münafıklarının, mü'minler üzerine galib gelmelerinin imkânları yoktur. Onlar ancak hem, gayz, gam ve hüzün içinde ölürler. Ravi: Hz. Hüseyin İbn-i Fatik (R.A.)

Bekir Hazar Guta Hakkındaki Yazısı

Magido Dağı...

İbranice'de HAR-MEGİDO...
Akdeniz'den 15 mil içeridedir.
Tel Aviv'den 55 mil kuzeydedir.
Yahudiler bu dağa Kıyamet savaşının kopacağı yer olarak inanır.
Aziz Yuhanna İncili'nde der ki;
"Bir gün gelecek çok büyük bir savaş yaşanacak.
O büyük savaş Şam civarında olacak."

Aziz Yuhanna İncil'i tarih boyunca tercüme edilmiştir.
İbranice'den İngilizce'ye sayısız dile çevrilmiştir.
Her tercümede her kafadan bir ses çıkmıştır.
Dolayısıyla ortaya çok farklı bir İncil çıkmıştır.
Yahudiler ve Evangelistler İncil'de bahsi geçen "Büyük savaş"a isim takmıştır.
O İsmin adı; "ARMEGEDON"dur.
Yani 3. DÜNYA SAVAŞI.
Savaşların en büyüğü.

İslam dininde de "BÜYÜK SAVAŞ" vardır.
Ona; Melhame-i Kübra adı verilmiştir.
Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif'te buyuruyor ki;
"Melhame-i Kübra gününde Müslümanlar'ın fustatı (çadırımerkezi)
Şam şehrinde GUTA denilen yerdedir.

O gün Müslümanlar'ın menzillerinin en hayırlısı orasıdır."

Mehdi Aleyhisselam'ın ilk zuhur edeceği dönemde yaşanacak
en büyük ve en kanlı savaşın adıdır Melhame-i Kübra.
O gün Müslümanlar Şam'da GUTA bölgesinde konuşlanacaktır.
Peygamber Efendimiz yüzyıllar öncesinden GUTA'yı işaret etmiştir.
"Büyük Savaş geldiğinde sizin için GUTA'daki menzil en hayırlısıdır" demiştir.
O gün zafer GUTA'da yerleşenlerin ve Allah'a inananların olacaktır.
Ve önceki gece saatler 02.30.
İnsanlar uyuyor.

Bebekler ana koynunda...
Çocuklar rüyada... Şam semalarında Esad'ın savaş uçakları şehri gürültüye boğuyor.
Jetler bir bölgeye geldiğinde ard arda bombalar bırakıyor.
O bombalardan SARİN gazı akıyor bir bölgeye.
1700 kişi kimyasal silahla yerlerde debeleniyor.
Çocuklar, bebeler nefes alamıyor, daralıyor, çırpına çırpına can veriyor.
O bölgenin adı; GUTA.

Yahudi ve Evangelist inancında Armegedon savaşının yaşanacağı yer.
İslam dininde ise Melhame-i Kübra..

Yani Büyük Savaş'ta Müslümanlar'ın ordugahının bulunduğu yer.
Yüzlerce yıl önce Peygamber Efendimiz "GUTA" diyor.
İslam dünyası "GUTA"yı yüzyıllardır konuşuyor ve biliyor.
İşte bu bölgeyi şimdi tüm dünya da tanıdı.

Kimyasal silah kullanarak savaş suçu işleyen Esad'ı
"Bruce Willis'in Armagedon" sinema filmini izler gibi
Alaska frigo yiyerek seyreden DÜNYA şunu bilmeli ki; GUTA artık bir Dünya Markası olmuştur.
GUTA çocukların ve bebeklerin zalimce uykuda SARİN gazıyla öldürüldüğü yer olarak tarihe geçmiştir.

Siz kalkın ARMEGEDON deyin.
Ben diyorum ki; "MELHAME-İ KÜBRA" günü geldiğinde...
Şam'da saf tutacak o güzel insanlar...

Bebeklerin öldürüldüğü GUTA'nın anısına orduyu burada konuşlandıracaktır.
GUTA katliamı, Kıyamet Savaşı'na kadar unutulmayacaktır.
Ve tabii mahşer günü o mizan kurulduğunda da...

Cani katillere o gün mahşerden sonra gidecek tek yer vardır.
Orası da Şam'dan binlerce derece daha sıcaktır.
Cehenneme kadar yolunuz var!!!


Wednesday, February 21, 2018

Mavi Balina Oyunu Nedir Nasıl intihara Sürüklüyor?

'Mavi Balina' adlı oyun, onlarca gencin canını aldı! Hala oynanmaya devam ediyor... Peki nedir bu Mavi Balina olayı?

İnternet üzerinden oynanan bir bilgisayar oyunu, geçtiğimiz 6 ay içinde gerçekleşen 130 gencin intiharıyla ilişkisi olabileceği sebebiyle soruşturuluyor. 'Blue Whale', yani 'Mavi Balina' adlı oyunda, oyuncular 50 talimatı yerine getirmek zorunda ve bunlardan bazıları ölümcül olabiliyor.

Gençler arasında yayılan ve dünya çapında yüzlerce intihar olayıyla bağdaştırılan Mavi Balina isimli oyununun yaratıcısı Rusya'da 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak oyunla ilişkilendirilen ölümler sonlanmış değil. Aksine her geçen gün artıyor.



En son Almanya'da yaşayan Türk genci Furkan Şen, bu oyun yüzünden trajik bir şekilde intihar etti.

Olay yerine gelen polis, odasındaki elbise dolabına kendini asan gencin intihar etmeden önce Blue Whale (Mavi Balina) adlı oyunu oynadığı ve oyunda gereğini yerine getirmek için kendisini öldürmüş olabileceğini belirtti.

Yaklaşık 2 yıl önce Rus sosyal medyası üzerinde ortaya çıktığı belirtilen rahatsız edici oyun Mavi Balina, 50 gün boyunca giderek korkunç hale gelen 50 görevden oluşuyor. Kendini sakatlayabilecek görevlerden korku filmlerini izlemeye kadar sıra dışı şeyler yer alıyor. Son görev olarak ise gençlerden intihar etmeleri isteniyor

Mavi Balina adlı oyunda yönetici konumunda olan kişilerin, kişisel bilgilerini ele geçirdikleri kurbanlarına şantaj da yaptığı, bu şekilde oyunda kalmaya zorladıkları ifade ediliyor.

ABD, Fransa ve İngiltere'deki okullar, artık ebeveynlere yönelik uyarılar yayınlamaya başladı. 

BTK, geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili tespitlerini paylaştı. Açıklamaya göre oyun tarayıcı tabanlı değil ve sosyal medya gibi ortamlarda oyun yöneticisi tarafından gizlice gönderilen linklerle çocuklara ulaşıyor. Oyunun engellenmesine yönelik standart bir adresi bulunmuyor. Oyun, kullanıcılar arasında özel linkler paylaşılarak oynatılıyor.

Oynamak isteyenlere internet korsanları tarafından virüs içerikli bir link gönderiliyor. Bu linkle kişisel bilgileri çalınan gençler, yakınlarıyla ilgili tehdit, şantaj ve siber zorbalığa maruz kalıyorlar.

Oyuna katılanların, oyun üreticisinin bilinçli tercihiyle gece yapılması istenen ürkütücü görevlerle ruh sağlıkları bozuluyor. 50 gün devam eden bu sürecin sonunda, oyunu oynayanlarda yanlış değer yargıları ve değersizlik hissi uyandırılıyor, son görev olarak da intihara yönlendirme sağlanıyor.

Wednesday, February 14, 2018

Evde Kedi Beslemek Günah mı? - İslam’ın Kedilere Bakışı Nedir?

Kedi pis değildir. Gezdiği yerlerde namaz kılınır.

Sahabeden bir hanım anlatır:

Abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içince dayım Ebu Katade biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı. Benim hayretle baktığımı görünce, dedi ki:

Niye hayret ettin? Resulullah efendimiz buyurdu ki:

Kedi necis değildir. Etrafınızda çok dolaşan [sevimli ] bir hayvandır.

| Kaynak: Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, Muvatta

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Kedisi Müezza:)

Kedilere İslam dininde de büyük önem verilmiştir. Ancak bir kedi vardır ki, tüm İslam âlemindeki kedilerin kaderini değiştirmiştir. Belki de değiştirmesi görevi yüklenmiştir. O’nun adı Muezza’dır. Çünkü o, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in kedisidir. Muezza, birden fazla kedisi olduğuna inanılan Peygamberimizin en sevdiği, karamel rengi bir habeş kedisidir.

Bir gün Muezza, Peygamberimizin tam da giysisinin yenine kıvrılıp uyur. Peygamberimiz namaza çağrılınca, kediyi rahatsız etmektense giysisinin yenini keser. Döndüğünde Muezza, sahibinin önünde eğilir; bunun karşılığında da üç kere sırtı okşanır. Rivayete göre kedilerin sırt üstü düşmemesinin sırrı, Muezza’nın sırtına yüce peygamberimiz ellerinin değmesidir.



Pek muhtemel bir sokak kedisi olduğu tahmin edilen Muezza’nın “Mekke’nin kavurucu sokaklarından Hz. Muhammed’in ilgisi ile kurtulmuş” olduğu rivayet edilir. Kendisi de sıkı bir kedi dostu olan ve hadisleri aktaran Abu Hurayra, (Anlamı: Kedi babasıdır) Hz. Muhammed’in, kedilerin ticari alım satımını da yasaklattığını söyler.

Yine onun vasıtasıyla aktarılan bazı hadislerde “Kedisine eziyet eden bir kadının cehennemde çektiklerinden” bahsedilir. Mesaj oldukça açıktır! Kedilere iyi muamele şarttır! Bir başka efsane önerme ise “Bir kediyi öldürürsen yedi cami yaptırman gerekir” yaptırımıdır.

Günümüzde genelde İslam ülkelerinde “Muezza” marka kedi mamaları raflarda yerini almıştır. Muezza hakkında Prophet’s Cat (Peygamberin Kedisi) isimli yayınlanmış bir de kitap yayınlanmıştır. Ama ne acıdır ki Muezza gibi nice kedilere nasıl muamele edileceği, maalesef Müslümanların kalbindeki raflarda yerleşmesi gerektiği yeri bulamamıştır.

Kediler İle İlgili Hadisler:

Ebu Hureyre: Sen Kedi Babasısın!

Peygamber efendimiz (s.a.v): -“Kediyi sevmek imandandır”,

-“Niçin?” diye sormuşlar.

-“Ebu Hureyre bilir” demiş.

| Buhari – Hadis No: 2161

Resulullah (s.a.v) buyurdular ki:

Bir insan, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediye yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.

| Buhari – Hadis No: 1977

Ravi -ki, İbnu Ebi Katade’nin nikahı altında idi- anlatıyor:

“Ebu Katade (ra) yanıma girdi. Kendisine abdest suyu hazırladım. Bu sırada, sudan içmek üzere bir kedi geldi. Ebu Katade kabı uzattı, kedi içti.”

Kebşe sözlerine devamla der ki:

Ebu Katide kendisine bakmakta olduğumu gördü ve:

“Ey kardeşimin kızı, buna hayret mi ediyorsun?” dedi.

Ben de: “Evet!” demiş bulundum.

Bunun üzerine Resulullah (s.a.v):

“Kedi necis değildir. Kedi sizin tarafınızda çokça dolaşır buyurdular” dedi.

| Hadis No: 3513

Davud İbnu Salih İbni Dinar et-Temmar, annesinden anlatıyor:

“Efendim beni, Hz. Aişe (ra)’ya bir miktar yemekle gönderdi. Gelince Hz. Aişe’yi namaz kılıyor buldum. Bana, elimdekini koymamı işaret etti. (Ben de bıraktım). Ancak bir kedi gelerek üzerinden yedi. Hz. Aişe (ra), namazından çıkınca, kedinin yediği yerden yemeği (bir miktar) yedi. Sonra da şu açıklamayı yaptı: “Resulullah (s.a.v): “Kedi necis değildir, o sizi çokça dolaşan birisidir” demişti. “Ben ayrıca Resulullah (sav)’ın kedinin artığıyla abdest aldığını gördüm.

| Hadis No: 3514

Bir olay üzerine de yaygın olarak bu hadis söylenmiştir;

“Sahabe’den bir zât daima Resûl-ü Ekrem’in yanında bulunur, söze karışmaz daima dinlermiş, munis, orta boylu, siyah saçlı, siyah gözlü, zayıf bünyeli fakir bir zât imiş. Eshab-ı sofa ile yemek yer çok konuşmaz. Gözleri yaşlıdır. İyiliği sever.”

Resûl-ü Ekrem de kendisine hoş nazarla bakar, kendisini severmiş. Ara sıra kendisi ile görüşürmüş ve bazı görüşmelerde tebessüm ederlermiş. Küçük bir kulübe gibi evde otururmuş. Sokakta kalmış kedileri götürür onları yedirir severmiş. Resûl-ü Ekrem’in bundan haberi yokmuş. Sahabeler bir gün Resûl-ü Ekrem’e söylemişler:

“Pis kedileri toplayıp kulübesinde bakıyor!” demişler.

Resûl-ü Ekrem bir şey söylememiş. Bir gün sokakta görmüş, bu zât bir kedi yavrusu bulmuş.

Resûl-ü Ekrem’e sahabelerin söylediğini, kendisi de bildiği için Resûl-ü Ekrem birşey söyler diye, kediyi hemen hırkasının içine saklamış.

Resûl-ü Ekrem kendisine,

“Hırkanın altında ne sakladın” demiş. Hırkayı açmış, küçük bir kedi yavrusu…

Resûl-ü Ekrem yavruyu sevmiş, okşamış, ve o zâta:

“Ebu Hureyre: Sen kedi babasısın” demiş.

İsmi artık böyle kalmış.

Biz de Resûl-ü Ekrem’in koyduğu isme hürmet için o zâtın ismini söylemiyoruz.

Bir gün bir sohbette Resûlullah efendimiz:

“Hubbül hırratı minel iman” Buyurmuş. Yani “Kediyi sevmek imandandır.”

“Niçin?” diye sormuşlar.

“Ebu Hureyre bilir” demiş, başka bir şey söylememiş.

Ve Eba Hureyre’ye bir çok daha ledunni sırlar söylemiş.

Ona söylediği sırları Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali bile bilmezdi.

Eba Hureyre’den beş hadis rivâyet edilmiştir. Fazla değil.

Kendisine:

“Bize de söyle Resûl’un sana söylediklerini…”

“Söylersem kâfir oldu diye başımı vurursunuz!” demiş.

Eba Hureyre’nin bildiğini hiç kimse bilmez.

Resûlü Ekrem’in Eba Hureyre’ye ledunni sırlardan söylemesi ne sebeptendir? Ve niçin Eba Hureyre’yi seçmiştir?

Bu da sır değildir amma ne faydası var, onun gibi olamadıktan sonra…

Merak etmek, birşeyi öğrenmek bazen insanı küfre götürür.

“Tehlike ile karşılaşmamış olan insan, cesaret hakkındaki sorulara cevap veremez.”

Meçhul, Sır kelimeleri insanın akıl hududunun ötesine habersiz hürmetin gizlendiği kelimelerdir.

Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır:

Bir gün giderken başımın üzerinde bir kuş uçmaya başladı. Dalgınlıkla kuşu yakaladım. O elimde iken, başka bir kuş daha uçuyordu. Elimdeki kuşun annesi sanarak kuşu elimden bıraktığım anda, kuş öldü. Buna çok üzüldüm. O günden sonra bende bir sıkıntı başladı ve bir sene geçmedi. Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. O zaman; “Bunun sebebi, o kuşun, senden şikayetçi olmasıdır” buyurdu. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir yılanın kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu yılana vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. (İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir) buyurdu.